Atom kelimesi Yunancada sayılamayan anlamındaki “atomos” kelimesinden gelir. Kimyada ise atom, kimyasal olarak bir elementin bütün özelliklerini taşıyan maddenin en küçük parçası olarak adlandırılır. Asırlar boyunca insanlar maddeyi oluşturan yapılara ve maddenin en küçük parçasının ne olduğuna dair ilgi duymuştur. Maddenin en küçük yapısı ile ilişkili olarak atom teorisi ilk defa Yunan filozoflar tarafından ortaya atmıştır. M.Ö. 400 yıllarında Aristotle, maddenin sonsuz parçalara bölünebileceğini ileri sürmüştür. M.Ö. 5. Yüzyılda Yunan Filozof Democritus bütün maddelerin çok küçük gözle görülemeyen, parçalanamayan partiküllerden meydana geldiğini açıklamış ve bu partiküllere atom adını vermiştir. Democritos’a göre örneğin bir metal çubuk her seferinde ikiye bölünse, bölünme nihayet bir son noktaya gelir ve bölünme sona erer, bölünemeyen son parçacığa da atom adı verilir. Democritus’ a ; Leucippus, Epicurus adlı filozoflar da destek vermiş ve onlar da maddenin bölünmesi sonuncunda atom adı verilen çok küçük parçacığın elde edilebileceğine inanmışlar. O dönemde Democritus’ un bahsettiği atom tanımı düşüncede maddeleri oluşturan küçük parçacıklar olduğuna dair olan bir inançla sürülmüş ve herhangi bir deneysel ispatı bulunmasa bile sonraki yıllar içerisinde bu konu üzerinde çalışan bilim insanları için bir çıkış noktası olmuştur. Democritus’ un ileri sürdüğü atom kavramı ile ilgili olarak 1600’lü yıllara kadar gözle görülür ciddi bir ilerleme görülememiştir. 1775 yılında Fransız kimyacı Lovasier kimyada ilk kez teraziyi kullanarak yaptığı deneyler sonucunda ortaya attığı kütlenin korunumu kanunuyla bir kimyasal tepkimede tepkimeye giren maddelerin kütleleri toplamının tepkimeden çıkan maddelerin kütleleri toplamıyla aynı olduğunu bulmuştur. 1779 yılında J. Proust, sabit oranlar yasasıyla, birbiri ile bileşik yapan iki elementin miktarları arasında sabit bir oranın var olduğunu bulmuştur. Daha sonrasında J. Dalton sabit oranlar yasasını ve kütlenin korunumu yasasını kullanarak ilk atom modeli olarak tanımladığımız kuramını ortaya koymuştur. Atom üzerine incelemeler devam ettikçe deneylerle atom altı parçacıkların varlıkları bulunmaya başlanmış ve atom teorileri süre gelen yıllarda bir çok kez değişerek günümüzdeki modern atom teorisindeki halini almıştır.
KAYNAKÇA:
Prof.Dr.Eyüp ÖZDEMİR,Yrd.Doç.Dr.Atilla ÇAĞLAR,GENEL KİMYA,2006,Lisans Yayınları, Bayrampaşa-İstanbul, sayfa: 33,34
Yrd.Doç.Dr.Soner ERGÜL, Eğitim Fakülteleri İçin Genel Kimya,2006,Anı Yayıncılık, Ankara, sayfa:30
